Gerçek bir Avrupa başkenti, genç ve kozmopolit bir nüfusu ve kocaman renkli bir ruhu olan; hep gitmek isteyeceğim bir yer… Berlin!!

AVRUPA’NIN EN GÜZEL BRUNCH’I BERLİN’DE
Berlin’in diğer Avrupa şehirlerinden en belirgin farklarından biri, bu şehirde zengin bir kahvaltı kültürünün olması… İşte bu yüzden, Berlin’de güzel bir güne dev bir brunchla başlayın, brunch için önerim Cafe Einstein Stamhaus…  Cafe Einstein’ın Berlin’de birçok şubesi var, ama benim tavsiyem şehrin batı tarafında bir villada bulunan Cafe Einstein’a gitmeniz, burası Stamhaus olarak geçiyor. Bu Viyana usulü cafe’de herkesin gönlüne göre bir kahvaltı çeşidi var; hem de son derece sofistike ve lezzetlisinden… Ayrıca taze kremalı sıcak çikolatalar, Viyana usulü lezzetli Cappuchinolar, taze kırmızı meyveli krepler, her türlü yumurta türevinin en iyisi burada…

beer_bike

BATI’DAN DOĞU’YA DOĞRU GİDERKEN
Bu nefis ve uzun kahvaltıdan sonra artık şehri keşfetmeye hazırız; bulunduğumuz noktadan başlıyoruz keşfe, yani batıdan… Kudamm ya da esas adıyla Kuffursdam tüm büyük markaların ve mağazaların bulunduğu, genellikle her şehirde bulunan büyük ve modern bir bulvar aslında.  Burada her türlü mağazayı bulabilirsiniz ama en görülmeye değer olan Berlin’in şık mağazası KaDeWe ve özellikle bu mağazanın en üst katında bulunan dev yiyecek reyonu… Dünyanın dört bir yanından herşeyin en iyisi, en otantiği burada…

Şehrin batısından, doğu tarafına geçmenin en güzel yolu; şehrin ortasında bulunan nefis park Tiergarten’in içinden yürümek. Burası size bir şehirde olduğunuzu unutturabilen yemyeşil ve dinlendirici bir park…

Park biter bitmez şehrin ana merkezi diyebileceğimiz noktaya ulaşıyoruz. Tam bu noktada duvar varmış bir zamanlar, dikkatli bakıldığında halen yolun ortasından geçen izleri görmek mümkün…Ünlü Reichstag da cam kubbesi ve tüm ihtişamıyla burada yükseliyor. Reichstag sadece önceden online rezervasyon yaptığınızda gezilebiliyor, cam kubbesinin bulunduğu yerde şehri panaromik gören bir restaurantı da var.

Berlin’in simgesi Brandenburger Tor da hemen Reichstag’ın çaprazında yer alıyor. Önce göstericileri, daha sonra turist kalabalığını yararak, Brandenburger Tor’un Unter den Linden tarafına geçiyoruz, böylelikle eski Doğu Almanya’ya ayak basmış oluyoruz. Dev kapı, üzerindeki şaha kalkmış atlarla gerçekten de büyüleyici görünüyor. Etrafınıza baktığınızda ise turistlerle resim çektiren Doğu Alman askerleri, hemen yanında bir Batı Alman askeri, az ilerisinde ise Berlin’in simgesi dev bir ayı dikkatimizi çekiyor. Bir köşede Starbucks ve tam karşısında Berlin’in en ünlü oteli Hotel Adlon bulunuyor. Hotel Adlon konuşabilseydi  iki dünya savaşını, Doğu Almanya yıllarını, duvarın yıkılışını ve tam da burada, yani Berlin’in tam kalbinde geçen tüm hikayeleri anlatabilirdi bize…  Hatta 1917’de savaş devam ederken Mustafa Kemal de, Sultan Vahdettin’le yaptığı bir resmi ziyaret esnasında kalmış bu otelde…

Turumuza Berlin’in ana bulvarı Unter den Linden’den, Müzeler adasına doğru yürüyerek devam ediyoruz. Yanımızdan “bier bike”lar geçiyor. Bier bike, 6 kişinin aynı anda pedal çevirerek sürdüğü, bar şeklinde tasarlanmış ve müzikli bir bisiklet; şehrin en güzel bulvarında dolaşırken müzik dinleyip, bira keyfi yapmanızı sağlıyor. Berlin’e kalabalık gittiyseniz gerçekten çok eğlenceli bir aktivite olabilir.

Meşhur Humbolt üniversitesinin önünden geçiyoruz, daha sonra bana göre şehrin en güzel meydanı olan Gendarmen markt’ta, meydanın ortasına kurulan masalarda birer bira içerek, erken ilkbahar güneşinin tadını çıkarıyoruz. Hava soğuk ya da yağışlı olduğunda meydan bomboş oluyor, ama bugün o günlerden biri değil. Berlin Konserthaus, Fransız ve Alman kiliseleri iki tarafta tüm ihtişamlarıyla yükseliyorlar.

Unter den Linden üzerinden müzeler adasına yürümeye devam ediyoruz, Berliner Dom’un uzaktan görünen manzarası  büyüleyici. Hava güzel olduğunda  müzelerin önündeki yeşil alanlar genç ve neşeli bir kalabalıkla şenleniyor, bugün olduğu gibi.

ETKİLEYİCİ BİR PROJE; KÜLTÜR ADASI
Müzeler adası; Spree nehri üzerinde bulunan gerçek bir ada, beş tane çok önemli müzeye ev sahipliği yapıyor ve UNESCO dünya kültür mirası statüsü var. Ciddi bir sanat koleksiyonuna sahip olan Alte National Gallerie, Altes Museum, dünyanın en büyük heykel ve para koleksiyonlarından birine sahip olan Bode Museum, Mısır kalıntılarının bulunduğu Neues Museum (nefertiti heykeli burada) ve bizler için en ilgi çekici olan Pergamon (yani Bergama) müzesi buradaki beş önemli müze olarak sıralanabilir. Eğer sıkı bir müze takipçisiyseniz bir çok müzeye ayrı bir ücret ödemeden girmenizi sağlayan Berlin Pass alabilirsiniz. Şehir turu otobüslerinden de sınırsız faydalanmanızı sağlayan bu kartı müze girişlerinde göstermeniz yeterli.

Biz de Museum Island’dan ayrılmadan önce Pergamon’u gezmeye karar veriyoruz. Pergamon dünyanın en önemli arkeoloji müzelerinden bir tanesi… Ev sahipliği yaptığı en önemli eser, müzeye de adını veren; Bergama tapınağı… Orjinal boyutunun üçte biri boyunda sergilenen tapınak öyle ihtişamlı ve iyi korunmuş ki; insan aslını görebilse neler hissedebileceğini hayal bile edemiyor… Arkeolojiye meraklı olmayabilirsiniz ama yine de böyle bir eseri görmek herkesin nefesini kesecektir… Ve unutmayın müzede sergilenebilen kısmı sadece üçte biri… Müzedeki diğer önemli parçalar ise 2 katlı, muhteşem Milet pazar kapısı, göz alıcı mavi taşlarıyla parıldayan Ishtar Kapısı ve Babilon tören caddesi…

 

MİTTE’DE BERLİN’İN KEYFİNE VARMAK
Pergamon Müzesi sonrasında Mitte’nin kalbine doğru yürümeye devam ediyoruz. Çok geçmeden kendimizi Hackescher Markt’ın canlı ve neşeli kalabalığında bira ve sosis keyfi yaparken buluyoruz. Burası için Mitte’nin kalbi diyebiliriz. Özellikle hava güzel olduğunda burası şehrin en canlı noktalarından biri haline geliyor; meydanda kurulan büyük bira bahçelerinde binbir çeşit insan bira eşliğinde sohbet ederken, etrafta da dünyanın dört bir yanından gelen müzik grupları ve sokak göstericileri Alman profesyonelliğinde sıra ile marifetlerini sergiliyorlar.

Hackescher Markt’ten devam ederseniz Mitte’nin dünya güzeli küçük sokaklarına dalmışsınız demektir. Burada avlulardan avlulara bağlandığınız minik geçitler;  geçitlerin içinde orjinal restaurantlar, sokaklarda özel butik ve galeriler içinden herkesin merakını cezbedecek birşeyler bulmak mümkün… Mitte bence açık ara Berlin’in en güzel mahallesi… Her gezdiğinizde bambaşka bir sürprizi karşınıza çıkarıveriyor. Köşedeki absent dükkanı, başka bir sokaktaki geleneksel şekerci dükkanı ya da bizim içinde yaklaşık 1 saat geçirdiğimiz Whiskey&Cigars… Dükkanın harika sahipleri bizi içeri viski tadımına davet edince mükemmel bir sohbet başlıyor. Berlin’in kozmopolit ve liberal ruhunu daha iyi kavramamızı sağlayan bu güzel sohbet sonrasında, kendilerine Mitte’de iyi bir bar adresi soruyoruz; verdikleri isim Hotel Amano’nun barı oluyor. Dediklerine göre burası New York Times tarafından Berlin’in en iyi barı seçilmiş. Biz de vakit kaybetmeden biten günü lezzetli kokteyllerle uğurlamak için Hotel Amano’nun yolunu tutuyoruz. Burası Mitte’nin bohem havasına göre biraz lüks kalıyor ama hazırladıkları kokteyller öyle orjinal ve rafine ki kesinlikle denemeye değer. Ayrıca bu kokteylleri yalnızca burada içebilirsiniz ve tabii çok beğenip de yine gitmek istemeniz de hiç şaşırtıcı olmaz. Benim içtiğim ve lezzetini unutamadığım kokteylin adı, hafif acı lezzetiyle “red hot chilie pepper” idi.

MİTTE, SANAT VE TACHELES
Berlin’de yaklaşık 400 sanat galerisi mevcut, bunların büyük bir çoğunluğu Mitte’de ve modern sanat ağırlığı hemen hissediliyor. Mitte sokaklarında dolaşırken bu galerilerin bir çoğunu görebilirsiniz, ama ilginç ve bağımsız bir sanat organizasyonu görmek isterseniz, o zaman önerim kesinlikle Tacheles olur. Burası aslında dünyanın dört bir yanından yüzlerce bağımsız sanatçıya ev sahipliği yapan bir işgal evi… 9000 metrekarelik bir alana yayılan ve eski bir alışveriş merkezi olan Tacheles, bağımsız sanatçıların özgürce çalışabilecekleri stüdyolar, workshoplar ve eserlerini sergileyebilecekleri galerilerle dolu bir yer. Hatta 2012’de bir de online 3D sanat galerisi kurmuşlar ve artık eserleri online da görebiliyorsunuz. Bahçe tarafındaki galerileri dolaşırken Türk sanatçılara ayrılmış özel bir galeriyi gezme fırsatımız da oldu, Tacheles’teki eserlerin çoğunluğu gibi bu kısımdaki işler de sert, vurucu ve etkileyiciydi. Uzaktan gelen bağlama sesini takip ederek sanatçılardan biriyle kendi stüdyosunda tanışma ve sohbet etme imkanı bile buluyoruz. Çıktığınızda yine Tacheles’in bir parçası olan Zapata Bar’da birer bira içip, sosyalleşebilirsiniz. Barın üzerinde asılı olan ağzından ateşler çıkaran ejderhaya dikkat…

PEKİ YA AKŞAM?
Akşam yemeği için sayısız alternatif barındıran Berlin’de her zevke ve her moda uygun bir adres var. Ben size bir kaç alternatif sunacağım. Tipik bir Berlin deneyimi için Schwarzwaldstruben ya da biraz daha hoş bir ortamda aynı şeyi yapmak isterseniz Boetzow Privat… Zaten bu ikisi karşılıklı… Alternatif bir Berlin deneyimi için ise bir Vietnam restaurantı deneyebilirsiniz. Vietnamlılar Doğu Almanya zamanında gelmişler Berlin’e, bu sebeple Berlin’de Vietnam restaurantları oldukça yaygın. Bunların içinde en popüler olanlardan bir tanesi Monsieur Vuong, akşam yemeği sonrasında geceye devam edecekseniz hızlı, lezzetli ve sağlıklı bir alternatif, üstelik genç, kalabalık ve modern atmosferiyle de hemen havaya girmenizi sağlayabiliyor. Yok ben şık, uzun sürecek ve keyifli bir yemek istiyorum derseniz, o zaman da size önerim Gendarmerie olacak. Burası çok şık bir Fransız restaurantı, yüksek tavanı, özel yapım italyan deri banketleri ve birkaç milyon euro değerindeki dev Jean-Yves Klein tablosu ile etkileyici bir ortam sunuyor. Yemekler lezzetli ve servis neşeli…

Yemek sonrası Mitte’de yürüyüp beğendiğiniz herhangi bir bara dalabilirsiniz. Ortam genç ve nezih; müzik hip ve güzel; biranın da lezzetli olacağına emin olabilirsiniz.

BİR DAHA Kİ SEFERE KREUZBERG
Bu kısa Berlin haftasonunda maalesef keşfetmek istediğim, yeni dönüşmekte olan Kreuzberg’i gezme fırsatı bulamadım ama bir dahaki gelişime Kreuzberg’deyim…
FAYDALI ADRESLER:

HOTEL AMANO / AMANO BAR
Auguststraße 43
10119 Berlin-Mitte
+49 30 8094150
http://www.amanogroup.de/en/hotels/amano/

RESTORAN / KAFE:

CAFE EINSTEIN STAMMHAUS
Kurfürstenstraße 58
10785 Berlin
http://www.cafeeinstein.com

SCHWARZWALDSTUBEN
Tucholskystraße 48
10117 Berlin
http://www.schwarzwaldstuben-berlin.com

BÖTZOW-PRIVAT
Linienstraße 113
10115 Berlin
http://www.boetzow-privat.de

GENDARMERIE
Behrenstraße 42
10117 Berlin
+49 30 76775270
http://www.gendarmerie-berlin.com

MONSIEUR VUONG
Alte Schönhauser Str. 46
10119 Berlin-Mitte
Phone: +49 -30 – 9929 6924
http://www.monsieurvuong.de

ALIŞVERİŞ:

WHISKEY&CIGARS
Sophienstraße 8-9
10178 Berlin-Mitte
http://www.whisky-cigars.de

İŞGAL EVİ/GALERİ/MÜZE:

TACHELES
Ornienburgerstraße 54-56A
Berlin-Mitte
http://www.kunsthaus-tacheles.de