Heyecan verici bir labirent, her köşesinde bir devrim yapılıyormuş izlenimi veren Londra’nın ve belki de dünyanın en özgür mahallelerinden bir tanesi Soho… Kurulduğu ilk zamanlardan, bugüne; daima azınlıklar için çekici olan bu mahalle, kendini ifade etmekte zorlanan herkesin bir araya gelerek, sosyal bir mücadele yürüttüğü ayrı bir gezegen olarak tanımlanabilir. Göçmenlerden, gaylere; kendini aykırı hisseden herkes, tarih boyunca bu mahallede kendini ifade edeceği bir platformu mutlaka bulmuş. Burada yüzyıllardan beri farklı alanlarda verilen özgürlük mücadeleleri, hem dünya müzik, tiyatro ve edebiyatına sayısız eserler kazandırmış; hem de birbirinden değişik bir çok akımın ortaya çıkmasına ya da en azından İngiltere’ye gelmesine sebep olmuş.

Gelin bu mahalleye biraz daha derinlemesine bakalım…

 

Küçük Bir Tarihçe

1536’ya kadar çiftlik arazileriyle dolu bir bölge olan Soho; o yıl VIII. Henry’nin burayı kraliyet parkı ilan etmesiyle önem kazanır. 1660 itibariyle bölgenin planlanarak inşa edilebilmesi için, parsellere bölünerek aristokratlara devredilir ve böylece bölgede şehirleşme başlamış olur. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, Soho hiçbir zaman zenginler tarafından tercih edilen bir mahalle olmaz. Aksine İngiltere’ye gelen göçmenlerin yerleşip, kendi alışkanlıklarını devam ettirdikleri bir mahalle haline gelir… Mesela 17. yüzyılda Fransa’yı terk etmek zorunda kalan Protestan Fransızlar Soho’ya yerleşip, buradaki Fransız kilisesini kurarlar, bu sebeple Soho bir dönem Fransız mahallesi olarak da anılır… Tüm bu değişimler olurken, bölgede yaşayan birkaç aristokrat ailenin de buradan taşınmasıyla birlikte, mahalleye yapılan yatırım tamamen durur.

19. yüzyılın başlarında bölgede müzikholler, küçük tiyatrolar, publar ve genelevlerin büyük bir hızla çoğalmaya başlamasıyla; Soho’nun bugünkü halinin temelleri atılmış olur…. Sokak güvenliği kanununun çıktığı, 1959’a kadar bölge hayat kadınları, striptiz kulüpleri ve seks shoplarla dolu olduğu için, bu döneme kadar, Soho’nun biraz batak olduğu söylenebilir. Aynı dönemlerde Londra polisinin de içinde olduğu rüşvet çarkı sebebiyle mahallenin denetimi bilerek aksatılır.

Bölgenin bu çirkin durumunu dengeleyen en önemli unsur ise 20 yüzyılın başlarında bölgede göçmenlerin açtığı ucuz lokantalar olur. Çünkü bu lokantalar Soho’yu yazar ve sanatçılar için popüler hale getirir. Öyle ki; 1930’dan, 1960’a kadar Soho’daki tüm lokanta ve pubların şair, yazar ve sanatçılarla dolup taştığı rivayet edilir.

 

“All that Jazz”

Soho’nun müzik tarihindeki yerine baktığımızda, önemli bir sürü olaya ev sahipliği yaptığını görebiliriz.

1948 yılında, İngiltere’de modern caz çalmaya başlayan ilk kulüp olan “Club Eleven” burada yer alır. İngiltere’nin gelmiş geçmiş en önemli caz kulüplerinden biri olarak gösterilen bu kulüp, Soho’da caz rüzgarını başlattıktan 2 sene sonra, 1950’de maalesef kapanır. Soho, bugün halen bir çok caz klübüne ev sahipliği yapmaktadır.

Farklı bir çok müzik ya da sanat akımı da yine Soho’daki bazı kulüplerde vücut bulur. Mesela yine 1950’lerin başında ortaya çıkan, protest bir akım olan; beatnik* akımına mensup yazar ve düşünürlerin, Soho’daki barlarda toplanıp, bol bol caz dinleyip, politika tartıştıkları söylenir.

1956’da yine burada açılan, The 2i’s Coffee Bar’ın Avrupa’nın ilk rock kulübü olduğu iddia edilir.

Rolling Stones ilk defa 1962’de Soho’da bulunan Marquee Club’da sahne alır. Marquee Club’un yerinde bugün latin müziğine adanmış, Floridita isimli bir kulüp bulunuyor.

Aynı dönemlerde The Beatles, Queen ve David Bowie’nin de kayıtlarını yapan, plak şirketi, Trident Studios da Soho’dadır.

Enstrüman satan dükkanları ile ünlü Denmark Street’in de İngiliz müzik tarihinde oldukça önemli bir lokasyon olduğu söylenebilir. Mesela Punk Rock müziğin öncülüğünü yapan ünlü grup; Sex Pistols bu sokakta 6 numaranın alt katında bir süre yaşamış ve ilk demolarını burada kaydetmişlerdir. Rolling Stones ve Jimi Hendrix bu sokaktaki bir stüdyoda kayıt yapmış ve Elton John “your song” şarkısını bu sokakta yazmıştır.

Bu kadar müzik tarihi bilgisinden sonra Soho’da en iyi müziği dinleyebileceğiniz kulüp ve barları aşağıda görebilirsiniz.

 

SOHO’DA CANLI MÜZİK DİNLEYEBİLECEĞİNİZ MEKANLAR

Ronnie Scott’s: Ünlü İngiliz saksafoncu Ronnie Scott’un 1959’da açtığı ve kendisiyle aynı adı taşıyan bu caz bar; halen mahallenin caz müziğine adanmış en önemli mekanı… Buradaki performansları dinlerken yemek yemek de mümkün… Eğer burada bir gece geçirmek isterseniz, önceden yer ayırtmanızı tavsiye ederim. Programa ve iletişim bilgilerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.ronniescotts.co.uk

The Borderline: Rock müzik ve türevlerine adanmış önemli bir Londra kulübü… Her gece farklı bir temada canlı performans izlemek mümkün. Tüm performanslara bilet alarak girebiliyorsunuz. Programa ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.

http://theborderlinelondon.com

St Moritz: 1960’da İsviçreli sahipleri tarafından, Londra’da yaşayan İsviçrelilere fondü servisi yapmak amacıyla açılan sakin bir Fondü kulübüyken; 60’lı yılların çılgın Soho’sunda “aprés-ski” (kayak sonrası) temalı çılgın partilerle adını duyurmuş bir rock kulübü… Sahnesinde Lou Reed’den, U2’ye bir çok ünlüyü ağırlayan St Moritz’de, şimdilerde haftada birkaç canlı performans yakalamak mümkün…

http://www.stmoritzclub.co.uk

The Intrepid Fox: Metal müzik sevenler buraya… 1970’lerde açılan Intrepid Fox, rock müziğin daha sert türlerine adanmış, bir başka önemli mekan… Bir değerlendirmede metalci gibi giyinmezseniz, bu mekanda iyi muamele görmediğiniz yazılmıştı… Buraya gitmeye karar verirseniz, aman kıyafet konusunu boşlamayın…

http://intrepidfox.com

Ain’t Nothing But Blues: Londra’nın blues müziğine adanmış tartışmasız en önemli mekanı… Haftanın 7 gecesi bu kulüpte canlı blues dinleyebilirsiniz, müzik 9.00’dan itibaren başlıyor.

http://www.aintnothinbut.co.uk

Jazz @ Pizza Express: Pizza Express ve başka bazı zincir pizzacıların girişimleri sayesinde lezzetli İtalyan pizzaları yerken canlı caz dinlemek uzun yıllardır bir Londra klasiği… Böyle keyifli bir yemek için siz de Soho’daki Pizza Express’i deneyebilirsiniz… (Benim bu konudaki favorim her zaman Beak Street’teki Pizzeria Soho olmuştu, ancak son gittiğimde maalesef kapanmış olduğunu gördüm) Programa buradan bakabilirsiniz…

http://www.pizzaexpresslive.com/jazzList.aspx

 

Soho Tiyatroları ve Protest Hareketler

Soho’nun anıt binalarından biri olan ve bugün halen yerinde duran Windmill tiyatrosu, 1931’de açıldıktan kısa bir süre sonra, o dönem İngiltere’de yürürlükte olan sansürü protesto etmek amacıyla, çıplak sahneleriyle ünlü “tableaux vivants” yani canlı tablo gösterilerine başlar. Ses getiren bu gösteriler sansürün yürürlükten kalktığı 1968’e kadar sürer.

Bunun dışında bir çok küçük bağımsız tiyatro, komedi kulübü ve alternatif eğlence adına aklınıza gelebilecek her türlü oluşum, neredeyse 19. Yüzyıldan, günümüze Soho’da yer almaktadır.

Gece hayatı adına sunduğu sonsuz özgürlük ve seçeneklerin yanı sıra; Soho’da  büyük bütçeli genel geçer Londra tiyatro ve müzikallerine alternatif oluşturan kabareler veya farklı gösteriler sunan kulüpler mevcut… Böyle bir arayışınız varsa, aşağıdaki liste yolunuzu bulmanıza yardımcı olacaktır.

 

TİYATRO VE KOMEDİ KULÜPLERİ;

Soho Theatre: Yeni yazarları teşvik eden, yepyeni oyunların sahnelenmesini sağlayan ve en büyük misyonlarından birini genç yazarları keşfedip, ülke çapında yeni oyunlar çıkarmak olarak ifade eden heyecan verici bir Soho tiyatrosu… İçeride oldukça canlı bir barı da mevcut… Program ve biletlere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…

http://www.sohotheatre.com

Amused Moose: Soho’nun ödüllü komedi kulübü; yeni komedyenleri keşfetmek isteyenler ve gülmek isteyenler için birebir…  Program ve biletler için…

http://www.amusedmoose.com

Soho Comedy Club: Stand-up ve komedi alanında uzmanlaşan bu komedi kulübü, Soho civarındaki 3 farklı mekanda gösterilerini sergiliyor. Program ve biletler için;

http://www.sohocomedy.com

Leicester Square Theatre: Geçmişte bir çok ünlünün sahne aldığı diğerlerine göre daha geniş kapasiteli ve klasik tiyatro görüntüsünü koruyan bu mekanda tiyatro, kabare, stand up ya da konser izlemek mümkün… Ayrıca Leicester Square Theatre’ın diğerlerine göre önemli bir farkı da; bu mekanda çocuklara yönelik gösterilerin de zaman zaman sergilenir olması… Program ve biletler için;

http://www.leicestersquaretheatre.com

 

KABARE YA DA BURLESQUE:

Çoğumuz kabarenin ne olduğunu biliriz ama “Burlesque”, en azından Türkçe ve biz Türkler için yeni bir kavram sayılabilir. Kelime anlamı hicvetmek olan “burlesque”, İngiliz tiyatrosuna, Viktoryen dönemde girmiş olan bu kavram, önceleri bilinen klasik opera ve tiyatro oyunlarının abartılarak hicvedildiği müzikli ve danslı bir komedi türü olarak ortaya çıkmış. Daha sonra 19. Yüzyılda New York tiyatrolarında kadın rollerinin erkekler; erkek rollerinin de kadınlar tarafından oynanarak, seyircinin basma kalıp ahlak yargılarından uzaklaşmasını ve daha rahat bir şekilde gülmesini sağlamasıyla öne çıkmış. Ancak “burlesque”’in asıl önemi; kadınların tiyatro sahnesinde yer alıp, bu işten para kazanıyor olmasının, zaman zaman fuhuşla özdeşleştirildiği bir dönemde; sahnedeki kadın varlığının daha da göze batacak şekilde öne çıkarmasında gizli… Bunu yaparak, bu durumla dalga geçmiş ve bir anlamda sanat yoluyla baş kaldırmanın en güzel örneklerinden bir tanesi olmuş.

 

İşte Soho’daki kabare ve “burlesque” adresleri;

Cafe de Paris: Soho’daki en büyük ve en iddialı kabare Cafe de Paris 1924’te açılmış ve halen çılgın 1920’lerin ışığını taşıyor. Kadife perdeleri, ışıltılı dekorasyonu ile gösterilerinde kabareden, akrobasiye; burlesqueden caza her türden örnekler sunan Cafe de Paris’de isteğinize göre 2 ya da 3 set menülerden alabilir ya da sadece bar kısmından faydalanarak da gösteriyi izleyebilirsiniz. Yer ayırtmak için;

http://www.cafedeparis.com

The Crazy Coqs: Soho’nun yeni açılan mekanları arasında en iyilerinden bir tanesi olan Brasserie Zedel’in içinde yer alan The Crazy Coqs, zevkli art deco ayrıntılarla güzelleştirilmiş, üstün zevk ürünü, küçük bir mekanda izleyebileceğiniz en iyi kabare… Gösteri öncesi Brasserie Zedel’de kendinizi şımartabilirsiniz, zira Crazy Coq’da harika kokteyller ve kokteyllerin yanında servis edilen küçük, şık atıştırmalıklar var sadece… Oldukça pahalı bir mekan ama buna değebilir.

https://www.brasseriezedel.com/crazy-coqs

Madame JoJo’s ve House of Burlesque: Madame JoJo’s 1950’den beri Soho’nun kabare ve burlesque konusunda mihenk taşlarından bir tanesi… Aşağıdaki linkten buradaki programlar ve fiyatlar konusunda bilgi edinebilirsiniz.

http://www.madamejojos.com

 

LGBT Soho

Soho için, Londra’nın, hatta dünyanın en önemli “gay dostu” mahallelerinden biri demek, sanıyorum çok da yanlış olmayacaktır.

LGBT hareketinin bu mahallede kendini rahatlıkla ifade edebilmesinin başlıca sebebi mahallenin iliklerine işlemiş mücadele ruhu ve ezelden beri savunduğu özgürlük hareketi olarak açıklanabilir…

Ancak, gaylerin buradaki özgürlüklerini öyle çok da kolay kazandıklarını sanmayın. Mesela gay dostu bir bar olarak hizmet veren Admiral Duncan Pub’un, 1999’da neo-naziler tarafından bombalanması gibi, Soho’da LGBT özgürlüğünün de karanlık anları da olur. Gerçi bu saldırı, gaylere karşı bir infial yaratması için gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, her terör saldırısı gibi tam tersine bir etki yaratır. Saldırının ertesi günü Soho sokaklarında toplanan binlerce insan saldırıyı protesto edip, özgürlüklerin bekçisi oldukları mesajını verirler… Bu olay belki de LGBT özgürleşmesinin dönüm noktalarından bir tanesi olarak nitelendirilebilir.

Daha sonra Londra şehir meclisi, 2005’te “gay dostu” anlamını ifade eden ve “onur bayrağı” adı da verilen, gökkuşağı renklerindeki bayrakların kanuni olmadığını öne sürerek, kaldırılması gerektiğine dair bir karar çıkarır. Bunun üzerine, Londra halkı tarafından “homofobik” olmakla  suçlanan şehir meclisi aleyhine; medya ve Londra’nın o dönemdeki sosyalist eğilimli valisi Ken Livingstone’un da desteğiyle “I love Soho”, (Sohoyu seviyorum) isimli çok büyük bir kampanya başlatılır. Uzun süren bu mücadele sonucunda söz konusu bayraklar yeniden yerlerine takılırlar. “Onur bayrakları” bugün de yerlerinde durmaktadır…

Soho, şehirdeki gay nüfusun da buluşma noktası olduğundan, Londra’nın en iyi gay bar ve kulüpleri burada bulunuyor…  Bu mekanların çoğu iyi müzik çalan ve şık yerler; onları önlerinde asılı olan gökkuşağı renklerindeki bayraklarından tanıyabilirsiniz. Gay barlar, aslında İngilizce tabiriyle “gay friendly”, yani gay dostu bir bakış açısı ile insanlara yaklaşmaktadırlar; yani önünde gökkuşağı renklerinde bayrak asılı diye, bir mekana sadece gaylerin girebileceğini düşünmeyin, zaten bunu kontrol etmenin herhangi bir yolu da yok… Gay barlar, birbirinin tercihlerine saygı duyan her türlü insanın, ayrım yapılmaksızın özgürce vakit geçirebileceği oldukça liberal oluşumlar… Bazılarını aşağıda dikkatinize sunuyorum…

 

SOHO’NUN ÜNLÜ GAY BARLARI;

Admiral Duncan: Soho’nun tarihi eskilere dayanan barı Admiral Duncan, 1832’den beri aynı yerde hizmet veriyor. İçeride 80 ve 90’ların hitlerini çalan bir müzik kutusu mevcut… Bazen hafta sonları kabare tarzında gösterilere de rastlayabilirsiniz.

Ku Bar: Gay dostu barların en bilinen ve en büyüklerinden bir tanesi olan Ku Bar retro gecesi gibi tematik geceleriyle her türden insanı kendine çekiyor. Eğer Londra’ya kız kıza gittiyseniz, eğlenceli bir gece geçirmek istiyorsanız ve tabii başka kızların ilgisinden de rahatsız olmayacaksanız; Ku Bar’da Salı geceleri yapılan “Ruby Tuesday” partileri, sadece kızların içeri alındığı bir okazyon…

Shadow Lounge: Üyeleri olan, yüksek standartlı, şık bir bar… Özellikle hafta sonları içeri girmek çok zor olabiliyor ama denemeye değer… Tabii çılgın bir gece geçirmenin peşindeyseniz. Shadow Lounge’un ortamı hafta içi çok daha sakin oluyor.

Freedom Bar: Sabah saat 3.00’e kadar açık olan Freedom Bar’da kokteyller lezzetli ve Londra standartlarına göre oldukça uygun fiyatlı… Zaman zaman burada da kabare tarzında gösteriler de yakalayabilirsiniz.

 

SOHO’NUN ŞIK KOKTEYL BARLARI;

Soho kokteyl severler için de birbirinden güzel deneyimler sunuyor… İşte size harika kokteyller yapan, gizemli ve yüksek standartlı birkaç Soho barı…

Bar Americain @ Brasserie Zedel: Ünlü ve popüler Brasserie Zedel’in içerisinde yer alan Bar Americain biraz pahalı ama kokteyllerib lezzetinden ve kalitesinden emin olabilirsiniz…

Milk & Honey: Çok iyi eleştiriler alan bu özel bara üye olmayanlar akşam 11.00’e kadar sadece rezervasyonla girebiliyorlar… Bir şubesi de New York’ta bulunan Milk & Honey oldukça ağır ve şık bir mekan…

http://www.mlkhny.com

Experimental Cocktail Club: Bulması çok kolay değil, dışardan içeride bir bar olduğu hiç belli olmuyor ama içerisi kokteyl severler için bir cennet olarak tanımlanabilir…

http://www.chinatownecc.com

 

Soho’da Yemek Minik Bir Dünya Turu Gibi

Soho lokantaları denilince aklıma ilk gelen; her ülkeden iyi yemeği ucuza tadabileceğiniz hip restoranlarla dolu olması… Ucuz derken, İngiliz para birimi Pound Türk Lirasının neredeyse 4 katı kadar daha değerli olduğundan, fiyatların bizim için normal ancak Londra için ucuz kaldığını vurgulamak isterim… Yine de aşağıdaki liste size asla unutmayacağınız ve çok sık da rastlayamayacağınız bazı lezzetleri tatma fırsatı sunuyor, kaçırmayın.

 

SOHO’NUN UCUZ VE İYİ RESTORANLARI;

Çin Mahallesi ve Dim Sum:

Öncelikle size bir sır vereyim, Londra’da iyi ucuz yemeğin adresi Soho’da bulunan Çin mahallesidir. Size vereceğim diğer önemli ipucu da bir çeşit Çin çay saati menüsü ya da öğleden sonra atıştırmalığı olarak tanımlanabilecek Dim Sum Londra’daki Çin mahallesinde bir ritüel halinde düzenli olarak uygulanıyor. Neredeyse buradaki bütün lokantalar saat 14.00’le 17.00 arasında dim sum saati yapıyorlar. Dim Sum’un bir çok çeşidi var ama en yaygın hali buharda pişmiş Çin Mantı çeşitleri ve bu mantıların hepsi gerçekten çok lezzetli…

Dim Sum’da benim favori mekanım Gerard Street’in köşesindeki Gerard’s Corner; ancak dediğim gibi diğer tüm lokantalarda da dim sum deneyebilirsiniz. Bu arada dim sum servisi 17.00’de bitiyor, bilgilerinize…

Yauatcha: Dim sum’u çok seviyorsunuz ve saatlerine bağlı kalmak istemiyorsunuz. O zaman Yauatcha sizin için biçilmiş kaftan…

http://www.yauatcha.com/soho

Malletti: Malletti’nin dilimle alabileceğiniz gurme İtalyan pizzaları çok lezzetli, kaçırmayın…

http://malletti.co.uk

Pizza Pilgrims: İtalya’da pizza yapmayı öğrenen heyecanlı Hollandalı girişimci ruhlar bence Soho’nun en lezzetli ve heyecan verici pizzacısını yaratmışlar…

http://pizzapilgrims.co.uk

Bunny Bar: Bunny Güney Afrika’nın milli yemeklerinden bir tanesi… Hayır tavşanla alakası yok J Bunny özel bir ekmeğin içine lezzetli bir bulamacın doldurulup üzerinin ekmekle kapanması ile elde edilen bir çeşit sandviç… Yemesi oldukça zor, tekniğine sitelerindeki videodan bakabilirsiniz. Ayrıca oldukça da ağır ama denemeye değer…

http://bunnychow.com

Ethos: Dünyanın her yerinden vejetaryen yemek çeşitlerini burada bulabilirsiniz…

http://ethosfoods.com

Senor Ceviche: Buraya yazdıklarım arasında en heyecan verici olan mekan bence burası… Ceviche bir latin Amerika – İspanyol yemeği; çiğ balığın limonla marine edilmesiyle elde edilen akılları baştan alan bir lezzet – öyle ki; ceviche’yi tattıktan sonra ne sushi ve lakerda sizi kesmeyecek… Burası da yoluna sadece ceviche yaparak başlamış ama şimdi Peru mutfağından örneklerle dolu kocaman bir menüsü, güzel latin müziği ve nefis kokteylleri var.

http://senor-ceviche.com

 

DAHA ŞIK, DAHA PAHALI, UZUN VE UNUTULMAZ BİR GECE İÇİN;

Brasserie Zedel: Yukarıda kabaresini ve barını anlatmıştım ama bu mekanı asıl meşhur eden Brasserie Zedel’in mutfağı… Şu anda Soho’nun en gözde mekanlarından bir tanesi… mutlaka rezervasyon yaptırın…

https://www.brasseriezedel.com